
Blog yazısı yazarken SEO denince akla ilk gelen şey genellikle anahtar kelimeyi metne kaç kez yerleştireceğimizdir. Bu yaklaşım uzun süredir işe yaramıyor. Google, sayfanın konuyu ne kadar kapsadığını, kullanıcının sorusunu karşılayıp karşılamadığını ve sitenin o konudaki bütünlüğünü değerlendiriyor. Aşağıda bir yazının planlanmasından yayımlanmasına kadar izlenen adımları sırasıyla ele alıyoruz.
Her yazının tek bir hedef sorgusu ve tek bir arama amacı olmalıdır. Hedef sorgu belirlendikten sonra o sorgu Google'da aranır ve sonuç sayfası incelenir. Bu inceleme üç soruyu cevaplar: sıralanan içerikler hangi türde, ortalama ne kadar derin ve hangi alt başlıkları ele alıyor.
Eğer sonuç sayfasında ürün ya da hizmet sayfaları sıralanıyorsa, o sorgu için blog yazısı yazmak doğru tercih değildir. Tersine, sonuç sayfası rehber içeriklerle doluysa hizmet sayfasıyla o sorguya girmeye çalışmak zaman kaybıdır. Bu kontrol, yazılan içeriğin boşa gitmesini önleyen en ucuz adımdır.
İkinci belirlenmesi gereken şey, yazının hangi soruyu hangi derinlikte cevaplayacağıdır. Rakip içerikleri kelime sayısıyla geçmeye çalışmak yerine, onların atladığı ayrıntıyı, gerçek bir örneği ya da uygulama adımını eklemek daha ayırt edicidir.
Sayfada tek bir h1 bulunur ve bu, yazının başlığıdır. Yazı içindeki bölümler h2, alt kırılımlar h3 ile işaretlenir. Başlık etiketlerinin görsel büyüklük için değil, yapıyı anlatmak için kullanıldığını unutmamak gerekir.
Bölüm başlıklarının çoğunu soru biçiminde yazmak iki nedenle işe yarar. Birincisi, kullanıcı sayfayı taradığında kendi sorusunu doğrudan görür ve o bölüme atlar. İkincisi, arama sonuçlarındaki "İnsanlar şunu da soruyor" kutusu ve yapay zekâ destekli yanıt yüzeyleri, soru cevap biçiminde kurulmuş içerikleri daha kolay ayrıştırır.
Her başlığın altındaki ilk paragraf, o başlığın sorusunu doğrudan cevaplamalıdır. Uzun bir girişten sonra gelen cevap, hem okuyucuyu hem de metni ayrıştıran sistemleri zorlar. Cevabı önce ver, ayrıntıyı sonra aç.
Belirlenmiş bir doğru uzunluk yoktur. Uzunluk, konunun gerektirdiği kadar olmalıdır. Bir tanım sorusuna üç yüz kelimede tam cevap veriliyorsa, o yazıyı bin kelimeye çıkarmak sayfanın değerini düşürür; çünkü doldurma metin okuyucunun aradığı bilgiyi geciktirir.
Buna karşılık süreç anlatan, karşılaştırma yapan ya da adım adım uygulama gerektiren konularda kısa metin yetersiz kalır. Ölçüt şudur: yazıyı okuyan kişi başka bir kaynağa bakmak zorunda kalıyor mu. Kalıyorsa eksik bölüm belirlenir ve eklenir.
Hedef sorgunun başlıkta, giriş paragrafında ve en az bir bölüm başlığında doğal biçimde geçmesi yeterlidir. Bunun ötesinde bir yoğunluk hedefi belirlemek gereksizdir ve metni bozar. Google, aynı kavramın farklı ifade biçimlerini birbirine bağlayabilecek durumdadır.
Daha verimli olan yaklaşım, konuyla ilişkili kavramları metinde doğal olarak geçirmektir. Bir teknik SEO yazısında tarama bütçesi, kanonik etiket, site haritası gibi kavramların bulunması, konunun gerçekten ele alındığını gösterir. Bu kavramlar zorlama değil, konu gerektirdiği için yer alır.
Yazının arama sonucundaki görünümü, tıklanma kararını doğrudan etkiler. Düzenlenmesi gereken ögeler ve ölçütleri şöyledir:
| Öge | Ölçüt | Not |
|---|---|---|
| Başlık etiketi | Yaklaşık 50-60 karakter | Google başlığı yeniden yazabilir; yine de net bir başlık verilir |
| Meta açıklama | Yaklaşık 140-158 karakter | Sıralamaya etkisi yok, tıklama oranına etkisi var |
| URL | Kısa, Türkçe karakter içermeyen | Yayımlandıktan sonra değiştirilmez |
| Öne çıkan görsel | Sıkıştırılmış, alt metni yazılmış | Boyut belirtilerek düzen kayması önlenir |
| Yayım ve güncelleme tarihi | Görünür ve doğru | Güncellenmemiş yazıda tarihi değiştirmek yanıltıcıdır |
Yazar bilgisinin görünür olması da önemlidir. Yazının kim tarafından, hangi uzmanlıkla yazıldığı belirtildiğinde okuyucu için güvenilirlik artar. Yazar sayfasında kişinin deneyimi ve önceki yazıları listelenir.
İç bağlantı, hem kullanıcıyı ilgili içeriğe taşır hem de sitenin konu yapısını arama motoruna anlatır. Üç kural gözetilir:
Bir konuda birden fazla yazı varsa, aralarında bir hiyerarşi kurulur. Kapsayıcı bir ana yazı ve ona bağlanan ayrıntı yazıları biçimindeki yapı, hem okuyucu için hem de konu bütünlüğü açısından anlaşılırdır.
Yazı yayımlandıktan sonra Search Console'un URL denetimi aracıyla dizine alınma talebi gönderilir. Ardından dört ile sekiz hafta beklenir; bu süre içinde sayfanın hangi sorgulardan gösterim aldığı izlenir.
Bu veri iki yönde kullanılır. Beklenen sorgudan gösterim alınmıyorsa içerik o sorguyu yeterince karşılamıyordur ve ilgili bölüm genişletilir. Beklenmeyen bir sorgudan gösterim geliyorsa, o sorgu ya yazıya eklenir ya da ayrı bir yazının konusu yapılır.
Eski yazıların güncellenmesi, çoğu sitede yeni yazı üretmekten daha hızlı sonuç verir. Yılda bir kez tüm blog envanteri gözden geçirilir; gösterim alan ama tıklama almayan yazılarda başlık ve açıklama, gösterim bile almayan yazılarda ise içerik ve hedefleme ele alınır.
Arama sonucundan gelen kullanıcı sayfayı baştan sona okumaz; önce tarar. Bu tarama sırasında aradığını bulamazsa geri döner. Bu nedenle metnin görsel yapısı, içeriğin kendisi kadar belirleyicidir.
Paragrafların üç dört cümleyi geçmemesi, önemli kavramların kalın yazılması, uzun anlatımların listeye çevrilmesi ve karşılaştırmaların tabloya alınması taramayı kolaylaştırır. Yazının başına kısa bir özet bölümü koymak, kullanıcının doğru sayfada olup olmadığını hemen anlamasını sağlar.
Cümle kurulumunda edilgen ve dolambaçlı yapılar yerine doğrudan anlatım tercih edilir. Teknik bir terim ilk geçtiğinde bir cümleyle açıklanır; okuyucunun her terimi bildiğini varsaymak, yazının erişebileceği kitleyi daraltır.
Görseller yazıyı okunur kılar, ancak yanlış kullanıldıklarında sayfayı ağırlaştırır. Her görselin gösterileceği boyuta uygun ölçüde hazırlanması, WebP gibi verimli bir biçimde sunulması ve genişlik ile yükseklik değerlerinin belirtilmesi gerekir. Boyut belirtilmediğinde sayfa yüklenirken metin kayar ve okuma bozulur.
Alt metin, görselin içeriğini anlatan kısa bir cümle olmalıdır. Anahtar kelime listesi yazmak yerine görselde ne olduğunu tarif etmek hem erişilebilirlik hem de görsel arama açısından doğru yaklaşımdır. Dekoratif görsellerde alt metin boş bırakılabilir.
Ekran görüntüsü, şema ve tablo gibi kendi ürettiğiniz görseller, stok fotoğraflardan daha değerlidir. Bir süreci anlatan basit bir şema, üç paragraflık açıklamanın yerini tutabilir ve içeriğin özgünlüğüne katkı sağlar.
Düzenli yayın, tek seferlik yoğun üretimden daha iyi sonuç verir. Takvim kurulurken kapasite gerçekçi biçimde belirlenir; ayda iki yazıyı sürdürebilen bir ekip, ayda sekiz yazı sözü verip üçüncü ayda duran bir ekipten daha başarılıdır.
Takvimde her yazının hedef sorgusu, arama amacı, sorumlu yazarı, teslim tarihi ve bağlanacağı mevcut sayfalar önceden yazılır. Bu alanların yazımdan önce doldurulması, üretim sırasında konunun dağılmasını önler.
Takvimin bir bölümü güncelleme işlerine ayrılır. Uygulamada her üç yeni yazıya bir güncelleme işi eklemek dengeli bir dağılım sağlar; böylece arşiv büyürken eskiyen içerikler geride kalmaz.
Özetle: iyi bir blog yazısı, hedef sorgunun arama amacına uygun türde yazılan, soruları başlıklarda karşılayan ve cevabı öne alan bir metindir. Anahtar kelime yoğunluğu yerine konu bütünlüğü ve iç bağlantı yapısı belirleyicidir. Yayım sonrası Search Console verisiyle yapılan güncellemeler, ilk yazımdan çoğu zaman daha fazla kazanç sağlar.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Arama motoru sonuçları Google tarafından belirlenir ve zaman içinde değişebilir; sitenizin durumu farklı bir çalışma planı gerektirebilir.
Arama sonuçlarının üstünde beliren yapay zekâ özetleri, tıklama davranışını değiştiriyor. Bu yazıda bu yüzeylerde…
Devamını okuyun
Formu doldurduğunuzda sitenizin teknik durumunu, mevcut sıralamalarınızı ve rakip görünürlüğünü inceleyip size özet bir rapor hazırlıyoruz. Bu analiz ücretsizdir ve herhangi bir taahhüt doğurmaz.
Arama motoru optimizasyonu, Google Ads, içerik pazarlaması, web tasarım ve özel yazılım geliştirme alanlarında çalışan bir dijital ajans.
© 2026 Seo Goo. Tüm hakları saklıdır.